Bağnazlık Yasaktır. Bağnazlık Nedir?
Bağnazlığın Felsefi Tanımı


Bağnazlık, eskimiş ve uygulamadan kalkmış olan yaşam tarzlarının, bilgilerin, inançların artık kullanılması gerekmiyorken bile onlara sıkı sıkı bağlanarak değişimden korkmak, değişimi reddederek hala o eski bilgilere bağlı kalma durumudur. Cahil kalma isteğinin diğer bir adı da bağnazlıktır.

Bağnazlık, o bilginin ve yaşam tarzının, şeklinin artık eskidiği, kullanılması durumunda bir fayda sağlamadığı, çevresine zarar verdiği bilindiği halde, bu bilgi ve davranışlardan, yaşam tarzlarından vazgeçmemek hali şeklinde de belirtilebilir. İnanmak ve alışmak konuları varlıkları çok derinden etkileyen kavramlar olduğu için bu şekilde varlıkların inanmak ve akabinde buna alışması yoluyla kendisinde yaşattığı bilgilerden vazgeçmesi, belirli bir çalışma, anlayış ve çaba ister ve değişimin içeriğini anlayamayan varlıklar içinde değişmekte tehlikeli ve zor gelir ve tüm bunlarla uğraşmak yerine kendisinde uzun zamandır yaşattığı inançları ve bilgileri korumak O'nun için daha kolay olur, bağnazca bir davranış hali içindedir ve kendisine bu şekilde davrandığı için zarar verici etkileri olacaktır...

Ve onların uzun zamandır kendisinde yaşanması ile ilgili olarak yenilikleri öteleyende aslında uzun zamandır kendisinde yaşayan bu eski bilgilerdir. Bir şeye inanıldığı zaman o şeyle ilgili duyusal alanlarda bir takım bilgiler bulunur ve obsedör oluşumların etkisi ile oluşmuş bütün inançlar, bilgiler bağnazdır, yanlıştır, gereksizdir ve değişmeyi reddedende aslında obsedör bilgilerin direncidir. Yoksa varlıklar aklına ve mantığına ve algılarına ve kendi bilgi ve tecrübelerine uygun gelen şeylere inanmayı ve yaşamayı neden zor bir şekilde seçsinlerki... Neden zorlansınlar, tereddütler, endişeler neden yaşasın ki... Çünkü bir yerinde sahtelik ve diğerinde gerçek ve O hangisi gerçek, hangisi sahte bunu anlayamadı ve bu anlayışsızlığının sebebide bağnazca yaklaşımları, bakış açılarıdır... Anlamadan, dinlemeden, kendi inandıklarına ters diye yeniliği dışlamak, hiç bilmemeyi seçmek başka başka bağnazca davranışlardır...

Dün o şeye inanıyordum, o dündü, dün ben bugünkü ben değildim, dünkü bendim ve dünün şartları ve bilgileri ve imkanları dünle ilgiliydi, ama şimdi bugün ve bugünün şartları ve imkanları ve bilgileri bambaşka iken neden dün inandığım şeye hala inanmakla ilgili bir durum içinde oluyorum, birde bugün dün inandığın şeye inanmayı doğru bulmayacak şekilde delillerle doluyken, bu deliller ve bilgiler dün yokken, neden dünkü inanılan, ve bugünün bilgilerinin değiştirmesi gereken yaşam tarzını değiştirmeden hala dünün bilgilerine göre yaşamayı seçiyoruz... Cevap: birincisi obsedör oluşumlar, tesirler ve onların etkileri, ikinicisi inanç ve alışkanlıkların varlıklar üzerindeki derinlemesine yapılanmasının etkileri, işte bu yüzden değişim erdemsel özelliği vardır ve varlıklar değişimi yerine ve zamanına göre gerekliliğini bilerek ve her zaman iyiye ve sevgiye uyumlu olacak şekilde değişimleri hedef alarak, bağnazlıklarını yaşamından çıkarmalıdır.

Önemli olan hakikattir, inandıklarını bu durum üzerinden düzenlemelisin...

Hakikat ne peki denilirse, şunu sorarak anlatmak istiyorum... Biz neden uçamıyoruz, neden ıstıraplar var, neden kötülük içindeki bir yaşam alanındayız, savaşlar, acılar, hastalıklar, neden? İstediğimiz şeyleri istediğimiz an, hayalimizdeki gibi neden yapamıyoruz? Bize bu yaşamı uygun gören nedir? Böyle kötü bir yaşamı neden hak ettik biz? Hiç bir şekilde acıların olmadığı, hep mutlu ve sevgi içinde yaşadığımız, yazdığımız bu yasakların mesela hiç birinin yaşanmadığı, herkesin her istediğini yapabildiği bir yaşamda olmak bilgisi var elimizde ve biz şuan neden böyle bir yerdeyiz, uyu, kalk, yemek, yorul, mücadeleler, sorunlar, yaşatabildiğimiz kadar sevgiyi yaşatıyor ve bu halimizle rest çekiyoruz bu yaşamın bu düzenine... Oysaki herşey sevgiyle ilgili olmalıydı ve bu doğal olmalıydı... Neden böyle değil.?

İşte hakikat tatlım, şuan bulunduğumuz yaşamın oldukça geri ve bize uygun olmayan ve kesinlikle kabul edemeyeceğimiz, ve kötülüklerin içerisine karışmış olduğu ve imkansızlıkların içinde bulunduğu, ve daha bir çok olumsuz haliyle var olan bir yaşam olmasıdır ve bu gözle görünür, bildiğimiz, yaşadığımız, anlattıklarımın doğruluğundan emin olduğumuz bir hakikat değil mi? Dünyanın yaşam formu oldukça kötü, bu bedenler, vs. vs....

İşte elimizde böyle bir hakikat varken, bizim yapmamız gereken bu olumsuzluğu yok edecek olan şekilde bir inancı yaşatmamız olur... Yani böyle bir hakikat varken elimizde, bizde hayalimizdeki ve olması gereken yaşam haline ulaşmaya çalışmalıyız ve bizi bu istediğimiz şekildeki yaşam haline ulaştıracak, sevgiyle uyumlu olan bütün bilgiler hakikattir. Bulunduğumuz yaşam halinin yapısal formu en büyük sorunumuzdur ve bu hakikattir ve işte hakikat bizi buradan kurtaracak bilgiler, anlayışlar, tecrübelerdir... Seni daha da zahmetlere sokacak hakikat sandığınla, bilgilerle neden uğraşıyorsun...?

Biz buradan çıkmalıyız, burası bir cehennem misali bir alan ve ölüm denen şey yok...Herkes yeniden burada oluyor, bir yere gidilmiyor... Ben yok sınavdı, yok ölünce cennetti, burada gelişiyoruz, yok olmadı herşeyi zamanı gelince anlayacaksın gibi bana şuan gereken cevapları açık ve net şekilde veremeyen, hep sonralara bırakan, yanımda olmayan ama varmış gibi yapan, sanki saklambaç oynuyoruz ya biz neler çekiyoruz birde anneden çok severmiş, ya burada varlıklar acılar çekiyor hangi anne dayanır buna, izin verir, müsade eder, sevgiyle ( olumsuz eylemlerin olmadığı, acıların ve ıstırapların bulunmadığı ) ve çalışarak gelişmek konuları varken artık ne dense boş... Bizim yaşam alanı sistemi toplumsal oluşumumuz bunu anlamış durumda... Ve bu şekilde bizi buradan çıkaramayan bilgilere de, anlayışlara da, gerçekliklere de ve benzer bir çok kavrama da asla inanamam... Doğmadan öncemizi hatırlamıyoruz birde... Üzerimizde acı bir oyun oynandığı çok açık zaten...

Bu acı oyunu mesela çok basit örnekle anlamanızı sağlayacağım... Hep düşünmüşümdür, dronlar icat edildikten sonra, aaaa iyi yakında insanlarda uçar o zaman diye... Çünkü şöyle düşünüyordum ben, şimdi bir dronu ele alalım, kumandası ile uçabiliyor ve belirli oradanda ağırlık taşıyor... Sipariş götürenler gibi durumlar var ve bu dronların bu küçük hallerini, içeriğindeki bütün mekanizmaların aynı şekilde olması durumunu bozmadan ortasına bir insan gelecek şekilde büyütelim, bütün mekanizmayı, pervanesini, içindeki tasarımı, herşeyi, nasıl bir paket ağırlığı için o boyda drone varsa ve bu sistem artık çok kolay ve ucuzsa, onu bir insanın üzerine bineceği ve elinde kumandası ile kendisi kullanırken uçabileceği şekilde kullanmasını sağlayacak şekilde üretmekte çok pahalı olamaz, nitekim akın akın yeni araba modelleri çıkıyor ve çok pahalılar ve benim bu bahsettiğimin son model arabalardan pahalı olacağını hiç sanmıyorum.. Bütün mekanizmanın 50 katı gibi büyüklüğünü üretseniz yada neyse ve dev bir dron yapsanız, işte herkes uçar... Bunu neden yapmıyorlar ki diye eskiden çok düşünürdüm... Elektrikle çalışıyor hemde, çok mümkün, çok kolay, işte nedeni belli, bizler burada zorunda ve acı bir oyun nedeniyle, obsedör oluşumlar yüzünden varız ve bu gibi şeylerin üretilmesinin önündeki engelde onlar ve bu yaşam formunun gerekleri, tesirler, obsedörlerin ayarladığı yanılgı hayatı bilgileri... Yoksa uçmakta çok kolay, istediğimiz bir çok şeyi yapmakta...

İşte hakikat, bu gibi saçma sapan durumların yaşandığı bu yaşam alanı sisteminden çıkmanın gerekliliğidir ve bununla ilgili olarak önümüze çıkan her yeni bilginin ( sevgiyle uyumlu olması şartı ile ) değişimin gerekliliği şeklinde incelenerek yeni zamanda yaşatılması gereklidir. Aklın, mantığın, algıların, bilgilerin, tecrübelerin bir konuda senin o şeyi yapmanla ilgili olmanı söylüyorken, nedeni bilinmeyen içsel bazı haller yüzünden bunu yapmamakta bağnazlığa ayrı bir sebeptir diyerek bağnazlığın ne kadar zararlı olduğunu, ne olduğu, tam olarak anlaşılarak varlıkların kendilerinde ve çevrelerinde yasaklaması gerektiğini ve oldukça olumsuz ve varlıkları geriye götürücü başka bir olumsuz eylem olduğunu söylemek istiyorum.

Anti obsedörlük erdemsel özelliği ve vissa içinde bağnazlık yasaktır. Sevgiler.