Başlangıçta Hiç Bir Şey Yoktu...

Ve dünya yaşamında en çok merak edilen konuda ilk başlangıcın nasıl olduğu, ilk var olma kavramının nasıl meydana geldiğidir. Bunuda açıklamaya çalışacağım.

''Başlangıçta hiç birşey yoktu'' sözü bir çok felsefe ve ideolojide aynıdır ancak devamı değişmiştir. Kimilerine göre bir yaratıcı, kimilerine göre büyük patlama ve kimilerine göre bambaşka sebeplerle var olma hali meydana gelmiştir.

Bana göre ise;
Başlangıçta hiç bir şey yoktu kavramına bende katılıyorum, evet hiç birşey yoktu, yani başlangıçta her yer hiçlikti. Hiçlik ise bilginin olmadığı, her hangi bir şekilde tanımlamalarla bir şeyleri var edemeyeceğimiz yokluk anlamına gelmektedir. Yani hiçlik denildiği zaman oranın tanımı yapılamaz. Tanımın yapılması için bilginin olması gerekmektedir ve bu özel tanımsızlık durumu hiçlikler için geçerlidir.

Şimdi şöyle düşünelim: soldaki karede su var, sağdaki kare alan tamamen hiçlik dediğimizde, soldaki su mavidir, sıvıdır, hareket eder şeklinde suyu böyle bilgilerle tanımlayarak var olma hali içinde bilgilerle bulunan bir oluşum olduğunu söyleyebiliyoruz. Ancak sağ taraftaki hiçlik için hiçbir şekilde tanım yapamıyoruz, görünmezde bir tanımdır, görünmezde diyemiyoruz, orada hiç bir şey yoktur, oraya baktığımızda hiçlikle temas eden var olma alanlarının yansımasını görebiliriz en fazla, hiçliği tanımlayacak bir bilgi durumu orada yoktur, ancak biz öyle belirttiğimiz için kare alandır ve kare olması hiçlikle ilgili değildir. Hiçliği bu şekilde hissetmenizi sağlayarak anlatmaya çalıştım. Yani başlangıçta bilgi yoktu. Hiç bir şey yoktu. Fakat bu hiçlik durumuda kendisini bu şekilde bilgilerle tanımlayabildiğimiz bir kavramdır, içeriğini ve yapısını, kendisine bir bilgi eklemeden gördüğünüz gibi tanımlıyorum ve hiçlik, hiçlik olmaya devam ediyor, her hangi bir şekilde hiçliğe bilgi eklemedim ancak bu şekilde bir bilgi ile hiçliği açıklayabiliyorum. Dolayısı ile hiçliğe bir yer, bir alan verme durumumuz söz konusu oluyor.

Başlangıç dediğimiz durum nerede tezahür etti peki? Yani başlangıçta hiç bir şeyin olmadığı alan neresidir, şuan yaratılışın kendisinin olduğu alanlardır, öncesinde tüm bu alanlar hiçlikti yani değil mi? Dolayısı ile hiçlik için bir alandan bahsedebilmekteyiz. Yani şuan var olma hali yaşanan alanlar hiçlikti ve sonrasında var olma hali ile durumu değişti, değil mi?

Şimdi: başlangıçta hiç bir şey yoktu, heryer hiçlikti tanımı içinde hiçlikle ilgili bir olma halinden bahsetmekteyiz. Yani başlangıçta hiçlik vardı. Hiçlik başlangıçta vardı, sonra yine başlangıçta vardı, sonra yine vardı, peki bu var olma durumları halinde değişen ne oldu hiçlikte? sonra, yine derken hiçlik kendi bilgisiz haline, ancak tanımlanabilmesinden dolayı bir alan, hiçlik ismini verdiğimiz durum olmasıyla ilgili olarak kendisine, kendi bulunma ve bekleme haline zamanı ekledi. Hiçlik vardı ve hiçliğin sürekli var olması demek, cümleden de belli, süreklilik bir zaman kavramıdır, hiçlik zamanla temas etti, zaman kendi kendini yarattı, hiçliğin beklemesi zamanın doğuşu anlamına geldi..

İçinde bilgi yok evet ancak dediğim gibi sol taraftaki karede hiçlik var dediğimde onunla ilgili bir yer ve durum belirleyebiliyorum. Mesela tüm yaratılışın çevreside hiçlikle kaplıdır. Bu hiçliğe bilgi eklediğim anlamına gelmez sadece onun yeri ile ilgili bilgi veriyorum ve buda onunla ilgili olarak onun yapısını değiştiren bir bilgi değildir. Dolayısı ile hiçlikler için bulundukları alanları belirtebilir ancak içeriğine bilgiler ekleyemeyiz, ve hiçliğin bulunduğu alanı bildirebildikten sonra o bulunduğu alanda bekleyen hiçliğin zamanla temas etmesi kaçınılmaz olur ve bu görebildiğimiz bir gerçekte olur. Bakın yine beklemek zaman zarfını kullandım.

Hiçlikler kendi yapıları gereği zamanla otomatikman temas etmek zorunda olan oluşumlardır. Bir yerde hiçlik varsa, onun orada bulunma halinin geçen zamanları süresinde içeriğinde zamanla temas eden bir oluşumun olduğunu söyleyebiliriz. Bunu anlayabildiniz mi? Sol taraftaki kare alandaki hiçlik orada duruyor, yarında baktığımızda orada, diğer günlerde orada, peki hiçlik bu geçen günlerden kendiside zamanla ilgili olarak bir durumu, anı değiştirmedimi? Gözlemci olarak ben baktığımda hiçlikten bana yansıyan değişti, zamanla ilgili olarak, dolayısı ile hiçlikte zamanla ilgili olarak bulunduğu yerde beklemiştir ve mecburen değişmiştir.

Yaratılış içinde zamanın temas etmediği her hangi bir alan yoktur.


Zaman öncesi, sonrası olan herşeyle temas etmiştir ve hiçliğin kendi yapısına özel zaman kavramı, yaratılışların kendisine özel zaman kavramı ve varlıkların kendisine özel zaman kavramları vardır. Zaman olmadan herşey durağan olurdu ve yaşam süregelemezdi. Ve zaman kendi kendisini felsefi mantık bilgisi şeklinde var eden özelliklerde bir oluşumdur. Nasıl? Yani hiçlik vardı başlangıçta ve bekledi, işte bekleme eylemi zamanın kendisidir. Hiçlik ve zaman ikisi bir bütün şeklinde var olan, ve hiçlik haliyle sadece var olduğunu söyleyebildiğimiz çok özel ve yaratıcı güçleri olan oluşumlardır, hiçlikler ve akabinde zaman...

Şimdi, başlangıçta hiç bir şey yoktu, her yer hiçlikti, ve hiçlik bekledi, zaman ortaya çıktı, zamanın yaratıcı, değiştirici, geliştirici özellikleri
meydana geldi, nitekim zaman tamamen geliştirici özellikleri ile bir oluşumla temas ettikten sonra onun yapısında mutlaka değişimler meydana getirmek şeklinde bir yapıya sahiptir. Yani sağ tarafta bir taş olsun, sol taraftada bir taş olsun, sağ taraftaki taş zamanla temas etmesin, sol taraftaki taş zamanla temas etsin... Sağ taraftaki taş milyon yıllar boyunca zamanla temas etmediği için bıraktığınız gibi kalır, en ufak bir değişim geçirmez, ancak sol taraftaki taş, zamanla kırılır, toz olur, yapısı değişir, küflenir, ve binbir çeşit hallere girer, işte bunu yapan zamandır, zaman yaratıcı ve değişimler, gelişimler meydana getiren çok özel bir güçtür. Varlıksal olarak bizlerinde gelişimine neden olan zamandır, zaman takvim yapraklarında gördüğünüz gibi basit bir kavram değildir, başlangıçla ilgili olarak ve geleceği yapılandıran çok özel bir güçtür.

Ve başlangıçta hiç bir şey yoktu, heryer hiçlikti ve zamanla temas eden hiçlik, çok uzun zamanlar sonrasında kendi yapısı içinden var olma hali olarak içerisinde bilgi bulunan oluşumlar meydana getirmeye başladı. Zamanın hiçlikle temas etmesinden sonra geçen zamanlar sonrasındaki gelişim ve değişim safhasında hiçliğin var olma haline gelmesi söz konusu oluyor. Bu deneylerle, yaşam hali gibi alanlarda gözlemlenebilir durumda. Yani bir zaman kapsülü içerisinde bilgi ile hiçlik meydana getiriyorsunuz, tanımını yaptığınızda hiçlik oluşuyor ve çok uzun milyar yıllar geçirdikten sonra bir kaç saat içinde, hiçlikten görünen ve dokunulabilen, bilgisi olan bir oluşum meydana geliyor, zaman hiçliği var olma hali olarak değiştiriyor, geliştiriyor. Bende bu sebeple varlıksal alanlarımın çevresindeki hiçlikler için özellikle zamanın oradan bir oluşum meydana getirmemesini istedim. Bu benim istediğim bir durum değil.

Size anlattığım kendi kendine oluşumların yeri olan yaratılışın içindeki hiçliklerde söz konusu olmaktadır ve bu yaratım hali her an, her saniye sürekli devam etmektedir. Hiç durmadan, yaratılışın çevresindeki bütün hiçlikler sürekli var olma hali meydana getirmektedirler.

İşte bu var olma hali, bir enerji olarak meydana geliyor, yapısının nasıl olduğunun önemi olmayan, görünebilen ve bilgisi bulunan bir enerjiyi meydana getiriyor. Ve bu enerji hiçliğin ortasında, kendi başına, artık zamanla çok daha yakından ilgili olarak yine milyar yıllar bekleyerek şimdide zamanın kendisini değiştirmesine vesile oluyor ve yeni gelişim safhasında, bu oluşumun kendisini ve çevresini tanıması için özelliklerine ihtiyacı olduğunu algılayan zaman kavramı, oluşum üzerinde çevresini görebilmesi, çok uzun zaman sonra duyabilmesi, çok uzun zaman sonra hissedebilmesi gibi yeni özellikler meydana getiriyor, yani bildiğimiz duyuların başlangıçları...

Bu oluşum çok çok uzun zamanlar boyunca bu şekilde görme, duyma ve oluşan diğer özelliklerini kullanarak önce kendisini görmeye, sonra çevresinde oluşan başka oluşumları görmeye, sonra onlarla iletişim içine girmeye ve çok çok çok uzun zamanlar sonrasında varlıksal görünümler almaya, çoğalmaya ve yaşam alanlarını, alemleri, varoluşları oluşturmaya ve taa ki bizim seviyemize gelene kadar bir gelişim ve oluşum ile var olma hali oluşturmaya devam etmiştir. Bu kısaca bahsedilen ara çok uzundur, trilyarca yıl, hatta çok daha fazla zaman sonrasında ancak biz oluşuyoruz ve bizde, yani ben, bir varlıktan meydana gelmiş, sonrasında kendi özgür iradesini kazanarak kendi başına varlık olma imkanını yakalamış ve kendi yaşamıyla ilgilenmiş bir varlığım, nasıl oluştuğumun bir önemi yok, önemli olan özgür irade kavramı...

Ve bu sonsuz olan kavram hiçliktir, evrenler, var oluşlar bu sonsuz hiçliğin içinde meydana gelmektedirler, hiçlikle ilgili olarak onlarında oluşum halleri için sonsuz diyebilmekteyiz ve hiçlik alanları felsefi ve diğer bakış açılarına göre her yöne doğru sonsuzdur. Yani başlangıca baktığımızda bir başlangıç noktası yoktur, başı sonsuzdur, geleceğine baktığımızda bir bitiş noktası yoktur, sonu sonsuzdur, arkası, önü, her yeri sonsuzdur ve yaratılışı gözlemleyen bir ekranınız olsa, hiçlikler açıldıkça içerisinde yeni yeni varoluşlar, yeni yeni oluşumlar görürsünüz ve hiçliklerin açılması hiç bir zaman bitmez. Hiç bilmediğimiz bir çok varoluşlar, her an her saniye hiçlikler içinde meydana gelmektedir ve bu engellenebilir ve öncesi ve sonrası olan bir durum değildir. Yaratılış vardır, ve olmak zorundadır, başlangıç konusu bu şekilde açıklanmaktadır ve son diye bir durum yok olma hali yaşanan alanlarda söz konusu olmaktadır ve onunda bir değişim geçirmiş olabileceği söz konusu olmaktadır...
Son da aslında yoktur denilebilir.

Yaratılışın var olması ve var olma durumu hep vardı, bu, bu dünyasal anlayışlarınızla belki algılanması zor gelebilecek bir durum ama uzunca düşünürseniz, ( dünyadaki mantıklı olması kavramlarının zaten çok anlamlı olmadığınıda bilerek, dünyadaki düşünme yetimizin bile sorunlarla dolu olduğunu ve sınırlarla çevrili bir düşünme şekli oluşturulduğunu unutmadan) , hep olma, başlangıcın ve sonunda bu hep olma içinde bulunması kavramını anlayabilirsiniz. Yani öncesi yoktur, öncesi olmadığı içinde bir başlangıcı yoktur, hiçlikler ve zaman hep vardı, yaratılış hep vardı, başladığı bir andan bahsedemeyiz, bu anlamda sonsuzdur.

Neden bir başlangıç arıyorsunuz?
Çünkü dünya yaşamı bize etki ve tepki kanunlarını öğretti, bunun içinden çıkamıyoruz...
İşte çıkmalısınız...
Gördüğünüz gibi kendi kendine oluşumlar söz konusu...
Hiçlik ve zaman kendi kendine oluşmuştur.
Hani etki, hani tepki...
Dünyasal düşünme tarzına takılı kalarak yaratılış ile ilgili gerçekleri nasıl anlayasınız?

Ve bir yaratıcının olmadığını, herşeyin kendi kendine oluşumla meydana geldiğini, zaman ve bilgi ve varlıksal oluşumların gelişim evresiyle ilgili olarak şu an bu konumda olduğumuzu açıklamaya çalıştım...

Ve neden bir yaratıcı güce ihtiyacınız olduğunu sormak istiyorum?

Sizi yarattı ve bunun için önemli diyorsanız, yaratılış gerçeğiniz benim anlattığım gibi ise, o zaman?

Yani, siz yaratılış ile ilgili bütün bilgilere, imkanlara sahipken, herşeyi bile biliyorken ve kendi kendinize bir oluşumun sonucuyken, ve yaratıcı olarak gördüğünüz kudretinde yanınızda olmaması, böyle bir dünya yaşamı ile yaşamanızı uygun görmesi, ve hatta bir yaratım söz konusu olsa bile, e olabilir, beni yaratabilir, bu ona bağlı olmam anlamına gelmez ki, benim özgür iradem var ve yarattığı için teşekkür ederim, zaten yanımda yok, kendisinden bir haber, kendisine iyi baksın, ben onunla ilgili olmak zorunda mıyım?
Neden bu zorunluluk, bu şartsız bağlılık? Görmeden, duymadan, bilmeden, tanımadan birde... Düşününce geçmişinizin şartlandırılmaları olduğunu görebilirsiniz...

Yaratıcılık kavramına da çok fazla bağlandığımızı düşünüyorum, nitekim geçmişte ben aşk yaşardım yaratıcı olarak inandığım kavramla... Kendi geçmişimi eleştiriyorum aslında, ilk kitabıma bakarsanız, ancak aşık olan yazabilir onları ve ben gerçekten olmayan bir şeye aşıktım... Bu inanç işte bende tesirlerin etkisiyleydi, hiç araştırmadan, bilmeden inandım ve bu inancıma toz kondurmamak için onun var
olup olmadığını bile araştırmadım, var olduğunu söyleyen bilgilerle ilgili oldum hep, ne büyük hata, içimde onunla ilgili yıkılmaz duvarlarım varmış, nitekim 4, 5 sene önce anladım hakikati ve öğrendim ve obsedörlerin beni obsede etmek için kullandığı bir numaralı gerçekmiş, onu anladım birde...


Ben kendimden ve varlıksal alanlarımdan başka hiç birşeye ihtiyaç duymuyorum, bu duruma sizde ulaşabileceksiniz, o zaman sizi yaratan bir kavramın olmadığını anladığınız gibi aynı zamanda bu inancın bir yük olduğunuda anlayacaksınız. Ki bizimle ilgilenen öyle bir iyi kudret olsaydı, tüm yaratılışı eline geçirmiş obsedörler böyle cirit atabilirler miydi?

Mesela, ben kendi varlığımdan bir varlık meydana getirdim diyelim, sonra onu yarattım ve gittim, şimdi o varlık yaşamı boyunca kendisini umursamadan giden bana mı inanacak sürekli, dua edecek ve en önemli konusu ben olacağım onun için, yaratıcılık kavramının ne kadar önemsiz bir durum olduğunu, önemli olanın özgür irade sahibi olan varlık olmak olduğunu ve özgür iradeniz varsa, kendinizden başka inanacak şeylerin öneminin olmadığını belirtmek istiyorum ve bu konu herkesin kendisini ilgilendirir diyerek, çünkü ben ancak kendim bu gerçeklere ulaşınca inanabildim gerçeğe, herkes içinde aynısı olmalı bilgisiyle, herkesin inandığına saygı duyarak, bu konu hakkındaki fikirlerimide böylece belirtmiş bulunuyorum...
Sevgiler.