Bağnazlık Nedir? Bağnazlığın Felsefi Tanımı

Bağnazlık, eskimiş ve uygulamadan kalkmış olan yaşam tarzlarının, bilgilerin, inançların artık kullanılması gerekmiyorken bile onlara sıkı sıkı bağlanarak değişimden korkmak, değişimi reddederek hala o eski bilgilere bağlı kalma durumudur. Cahil kalma isteğinin diğer bir adı da bağnazlıktır. Yaşam her haliyle değişimi destekleyen ve yaşatan özellikleri ile karşımızdadır. Çok uzağa bakmadan 10 sene önceki yaşam şartları ile şimdiki bile aynı değilken, değişim, gelişim insanların hayatlarını bu denli etkileyen önemli bir faktörken, bağnazca yaklaşımlar varlıkları aşağı çekici özellikleri ile yaşatılmaktadır. Sebep ve sonuçları ile açıklanmış bilgiler karşısında da bağnaz zihinler, kendi bildiklerinden vazgeçmezler. Onlar böyle davranarak neler kaybettiklerinin farkında olmadan, yeni ile gelen bilgi ve tecrübelerden mahrum bir hayat yaşamak zorunda kalırlar. Bunun aslında en başlıca nedenlerinden biri yeniyi tam olarak anlayamamasından kaynaklanan korkularıdır. Değişim uzun zamandır süre gelen düzeni bozmakla ilgili olduğu zaman sancılı bir süreç olarak yaşanır. Kendi bildiklerinin ve inandıklarının yanlış olduğunu bilmesi, O'nu belirli bir zaman sıkıntıya sokacaktır ve en çokta bununla yüzleşmek istememesi bağnazca davranmasına neden olur. İnanç erdemi, varlıkları çok ciddi bir şekilde etkileyen özelliklere sahiptir ve uzun zamandır ciddi bir şekilde inanılan konulardan vazgeçmek için donanımlı zihinler, sıkı çalışmalar gereklidir.

Bağnazlık, eskimiş ve uygulamadan kalkmış olan yaşam tarzlarının, bilgilerin, inançların artık kullanılması gerekmiyorken bile onlara sıkı sıkı bağlanarak değişimden korkmak, değişimi reddederek hala o eski bilgilere bağlı kalma durumudur. Cahil kalma isteğinin diğer bir adı da bağnazlıktır. Yaşam her haliyle değişimi destekleyen ve yaşatan özellikleri ile karşımızdadır. Çok uzağa bakmadan 10 sene önceki yaşam şartları ile şimdiki bile aynı değilken, değişim, gelişim insanların hayatlarını bu denli etkileyen önemli bir faktörken, bağnazca yaklaşımlar varlıkları aşağı çekici özellikleri ile yaşatılmaktadır. Sebep ve sonuçları ile açıklanmış bilgiler karşısında da bağnaz zihinler, kendi bildiklerinden vazgeçmezler. Onlar böyle davranarak neler kaybettiklerinin farkında olmadan, yeni ile gelen bilgi ve tecrübelerden mahrum bir hayat yaşamak zorunda kalırlar. Bunun aslında en başlıca nedenlerinden biri yeniyi tam olarak anlayamamasından kaynaklanan korkularıdır. Değişim uzun zamandır süre gelen düzeni bozmakla ilgili olduğu zaman sancılı bir süreç olarak yaşanır. Kendi bildiklerinin ve inandıklarının yanlış olduğunu bilmesi, O'nu belirli bir zaman sıkıntıya sokacaktır ve en çokta bununla yüzleşmek istememesi bağnazca davranmasına neden olur. İnanç erdemi, varlıkları çok ciddi bir şekilde etkileyen özelliklere sahiptir ve uzun zamandır ciddi bir şekilde inanılan konulardan vazgeçmek için donanımlı zihinler, sıkı çalışmalar gereklidir.

Bundan çevresindekilerde etkilenir ve bu sebeple ayrışmalar söz konusu olur. Değişim, gelişim yaşamın temel faktörleri olarak göz önünde duran bir konudur ve yaşamın bütün alanlarını etkileyecek şekilde değişimler söz konusu olmaktadır. Elinde son model cep telefonu varken teknolojinin şeytan işi olduğuna inananların olması, kendi inançlarına göre şeytaniliği kullanıyor inancını O'na yaşatır ve bu cehalet, bağnaz inançlar ve bilgiler, varlığı bir karmaşa içinde, yanlış ve doğruyu ayırt etmekten uzak olarak olumsuzluğun kendisi ile bir bütün olmuşçasına bir zorunlulukla yaşatır. Tabiiki cehalet bu konuda bağnazların en büyük destekçisi olmaktadır ve kişisel inanç özgürlüğü şeklinde saygı duyulması gereken erdemleri yaşatanlar içinde karışılamaz bir durum olarak sayılmaktadır. Kimilerine bağnazca da gelse, bu O'nun hayatı ve O'nun inancıdır, bunu ancak kendisi isterse değiştirebilir. Günümüzde bir çok ideolojiler, felsefeler, sanatlar, teknolojiler ve imkanlar varken, iyilik ve kötülük kavramları da bu denli su yüzüne çıkmışçasına görünüyorken, bağnazca bilgi ve inançlara takılı kalarak varlıklar sadece kendilerine zarar verirler.

Akıl, mantık ve sevgi süzgecinden geçen bilgilerle bağnaz fikirler, inançlar gereken şekilde değiştirilmeli, zamanın algısı, bilgisi ve imkanlarınca varlıklar için olması gereken en ideal ve O'na fayda sağlayacak şekliyle düzenlenmelidir. Yoksa ilerleyen zamanın, çağın gerisinde olarak inandıkları yüzünden bir çıkmazın içinde sürüklenerek debelenen yine bağnazlık sahibi olan varlıklar olacaktır. Bir şeye, bilgiye, atalardan kaldığı için, baskıların söz konusu olduğu için, korkular yüzünden, alışkanlıklar sebebiyle, herkes öyle inanıyor gibi saçma sebepler yüzünden inanılmaz. 

Bir şeye inanmak için onun bütün hatları araştırılır, incelenir, düşünülür. O şeye neden inandığı, neden inanmak zorunda olduğu, inanınca neler elde edeceği, inanmadığında kaybettikleri nelerdir, kendi isteğim yüzünden mi buna inanmak istiyorum, şeklinde bir çok soru ve araştırma sonrasında elde edilen verilere göre inanılır. 

Bu tamamen kişisel bir konudur ve size, neye inanmanız gerektiğini söyleyenler, zorlayanlar, ısrarla ikna etmeye çalışanlar hata yapmaktadırlar. Hayat herkesin kendi gözünden gördüğü ile tanımlanır ve O'nun gözünden görülen hayatla inanılan şeyler bir başkasının algıladığı ve gördüğü hayat için uygun olmayabilir, değildir de... Kişilerin kendilerinin inanmasının ve bu inanca kendi iradeleri ile varmasının etkisi, dış sebepler yüzünden edinilen inançlardan kat kat daha sağlam ve doğrudur. Böyle olmadığı için zaten bağnaz inançlar nesilden nesile gelerek toplum içinde var oldular. Bu örnekle çocuklar, belirli olgunluk seviyesine geldiğinde onlara neye inanacağına kendilerinin araştırarak karar vermesi öğretilmelidir. Yoksa iyilik yapayım derken onlar için kötülük yapmış olabilirsiniz. Başkasının tavsiyesi, önermesi, yönlendirmesi ile edinilen inancın, kendi kendine araştırarak edinilmesi yanında kalıcılığı ve etkisi çok azdır. Bu açıklamalarla bağnazlık için, yanlış olduğu akıl ve mantık süzgecinden geçtiği ve sebepler ve sonuçlarla da bilindiği halde sıkı sıkıya bağlanılan bilgiler, inançlar ve onları değiştirmemekle ilgili olan davranış biçimidir diyebiliriz. Kesinlikle sevginin yapısına ters olan bu olumsuz eylem, varlıkların kendilerinde yasaklamaları gereken türden özelliklerdedir ve değişimin ve gelişimin gereklerini öğrenerek, buna göre yaşamı destekleyecek bilgiler ve inançları edinmek, bu şekilde düzenlenmiş ve yaşayan bir Dünya'da çok daha faydalı olacaktır.