Sistemsel Yaşam Alanıdır Dünya, Varlıkların Kendilerini Tanımalarına ve Bilmelerine Engel Olmak için Hazırlanmış Aldanmaların Yaşandığı Sistemsel Yaşam Alanı Dünyası...

Hiçlikten zamanla temas ederek var olmakla ilgili bir mücadelenin sonucu olarak ortaya çıkan varlıklar, sonrasında var olmak halini yaşamaları ile yeni bir mücadelenin içinde kendilerini bulmaktadırlar ve var olmayı anlamaya çalışan varlıkların kendilerine yetebilmek ile ilgili geçirdikleri bu zorunlu cahillik zamanlarında obsedörlere yakalanarak içerisine gönderildiği Sistemsel Yaşam Alanıdır Dünya aslında, bir gezegen, bir mavi yuva şeklindeki tanımlar bizleri oyalamak için söylenmiş süslerdir....

Aslında Dünya... Uzay falan yok.. Sonsuzluk konusu doğru ancak başka şekillerde tezahür etmektedir. Çevresi kapalı olarak bulunan bu alan bizleri bir arada himaye etmek için tasarlanmıştır ve bu alanın içinde herkesin duyularının ortaklaşa görmesi sağlanmış yapılanmalar vardır. İkimizin de aynı güneşi görmemiz bu yapılanma ile ilgilidir. Benim senden ayrı kendimle ilgili şeyleri görmem kendi duyumlarımdaki başka yapılanma ile ilgilidir ve bunlar gibi çevremiz tamamen buraya gelmemize neden olan yaratıkların amaçlarını uygulayabilmesi adına oluşumlarla dolu, doludur, doluydular...

Duyularınıza bunları görmeniz yazılmıştır ve şartlandırılmıştır ve sizlerde size verilenleri gerçek sanarak yaşıyor, gezegende, uzayda, evde ve dışarda olduğunu sanıyorsunuz... Oysaki parlak ışıklar olarak belki de çok az yer değiştirme anları yaşayarak bir alanda bulunup böyle bir insan bedeninin gözlerinden bakıyor, kulaklarından duyuyor ve kendini bu dünyanın varlığı olan insan sanıyorsun.

Yaratılışın başlangıcı, hiçlikle temas eden zaman kavramının geliştirici özellikleri olması nedeniyle hiçlik kavramından bile bu özelliği sayesinde bir oluşum meydana getirmesi söz konusu olmuştur ve  felsefi tanımlarla kolayca açıkladığımız ve kolayca anladığımız hiçlik kavramları var olma hali yaşayan bizlerin başlangıcı olarak bir bilgiyi, sebepleri ve sonuçları ile, felsefi doğrulukları ile açıklayıcı şekilde bizlere ulaştırmıştır. 

Ve bu açıklama sonrasında, ki bu gibi cevaplara ulaşmak ve bu ulaşılan cevaplarla tatmin olmak konusu her varlık için aynı şeyi ifade etmemektedir ve bu konuda tatmin olarak hiçlikten meydana gelmeyi anlayabilmekten sonra varlıkların anlayışlarında bir genişleme, sonrasındaki hakikatlerde ise zihinsel doğru sorular sormalar ve gerçekten o bilgiye ihtiyacının olduğunu kanıtlaman gibi çalışmalarla, bu zamana kadar nasıl geldiğimize dair bilgileri edinmek istikrarlı bir şekilde çalışmakla artık elde edilebilmektedir... 

Ben hiç bir zaman neden burada olduğumun cevabını bilememeyi kabul etmedim... Bilmek zorundayım, nasılları, nedenleri, gerçekleri ve ben bir gerçek olarak bazı kavramların içinde kendimi tanımlayabiliyor, yerimi görüyor, anlamlandırıyorsam ve bu kadar çevremde yaşanmışlıkların dönmesi de söz konusu iken, bu halde olmamı bile hiç gözüm görmeden, bu dünyaya nasıl geldik ve neden ve neden bilmiyoruz bunları ve bunu bizden kimin saklamaya hakkı var şeklindeki sorular ve isyanlarla geçen senelerin sonrasında ancak bulabildim kendi hakikat bilgilerimi ve şimdi paylaşmam gerektiğini düşünüyorum... 

Kimseye inanın demiyorum, inanmak benim için öyle zor bir konu ki, ben bunu birilerinin açıklamaları ile yapması yerine o açıklamalardan edindiğim bilgilerin ve tecrübelerin benim sorularıma verdiği cevapları tatmin etmesi sonrasında ve verilen cevapların benden neler alacağı yada bana sonrasında neler katacağı gibi bir çok düşünsel araştırma sonunda artık inanırım... 

Bu yüzden size kesinlikle yazdıklarıma inanın şeklinde bir açıklamayı yapamam, siz bilirsiniz, bunlar benim hakikatim, hakikat olarak tanımladığım gerçeklerim,  ben yaşıyorum anlıyorum ve biliyorum, kendimden emin gerçeklerin ve bilgilerimle yapmam gerekenleri yapıyorum, sizi zaten inandırmak gibi bir zorunluluk içinde değilim, hakikatin ortaya çıkarılması ile ilgili bir zorunluluk benim ki, sizi aydınlatmak için üzerime düşeni yapmakla ilgiliyim, hakikatlerin amacı budur, çünkü ben çok uzun seneler boyunca hep bu konuları araştırdım, çok hatalar yaptım ancak gerçeklerimi bu hatalar sonrasında buldum, işte her varlığın hayatı böyle değildir, kiminin bu sorular ömrü boyunca aklına gelemedi ve benim de elimde böyle çalışmaların artık son noktasına geldiğime dair izlenimlerimin ortaya çıkması sonrasında elimden geleni yapmam gerekti ve benim kendi inandıklarımın doğruluğu için ben oldukça güven ve huzur doluyum... Arkama baktığımda amacım ve çalışmalarım adına bir sorun görmüyor olmam benim için yeterli..

İnanmak, gerçekten tehlikeli bir iştir, bütün kötülükler inançlarını kullanarak size ancak kötülükleri yapmaktadırlar ve bu gibi örneklerde varken asla size bir şeye inanın diyemem... Sadece açıklamalar yapabilirim.  Böyle bir medeni toplum anlayışına ulaşmışken, Google gibi bir güzellik varken ve blogger.., ben bunların imkanlarından faydalanarak çalışmalarımı bunlara ihtiyacı olanlar için özgürce yayınlarım... Sizi gerçekten rahatsız edici şeyler olabilir öğrendikleriniz, çünkü hakikatler bunlar, sizin anlayışınıza göre şekillenemezler, sizler hakikatlere uymak zorunda olmalısınız çünkü tek olan hakikat ile doğru olanı yaşama fırsatı bulabiliriz. Birilerinden duyduğun gibi bilgiler olmayıp, anladığında seni çevreleyen yalanların gerçek yüzünü görerek aslında bulunduğun alanlarda nasılda çaresiz ve bilgisiz ve bu şekilde kasıtlı olarak bırakıldığını anlamaktasın ve bu umursamayarak kendine güvenle gezmelerin, tozmaların, anlamamaların işte bu kasıtlı düzenle bize bu gerçekleri açıklamamak adına yapılandırılmış bu düzeneğe bizleri getirenlerin oyunu...

Ben birde sonsuz olduğuna inandığınız bu evren modelinde bu bilgisizlikleri ile insanların nasılda rahat rahat gezip dolaştıklarına şaşıyorum... Hayır geçmişte bende gezdim, nedenini de biliyorum ama bu soru ile bir farkındalık yaratma derdinde olmak istiyorum... Bu kadar bilinmez varken çevrenizde bu ne rahatlık sizde ki? Nereden geldik nereye gidiyoruz sorularının cevapları doğdum ve öleceğim şeklinde verilecek kadar kısa ve öz ve arkası yok mu yani?

Yukarısı karanlık, altında ne var haberin yok, çarşı pazar, sonra ev yada iş, sonra uyu ve kalk, yemek ve tuvalet ve belki biraz eğlen, sonra birazda çalış ve sonra yine aynı düzen içinde süre gelen seneler... Kendini küçük sandığın alanların içinde küçücük ve sıradan ve kendini bilmene engel olan uğraşlardır bunlar...

Bu yaşam tarzı sence de sonsuz olduğunu söylediğin, söylediğimiz evren modeli için çok basit, sıradan değil mi?

Eğer benimle aynı fikirdeysen bu rahatlığın neden? neden di? 

Nerden geldin, nereye gideceksin sorusu doğumun ve ölümün ile ilgilidir ve doğanların nereden geldiğini bilmeden, ölenlerin nereye gittiğini bilmeden ve onlara gelince el sallayıp öpüyor, giderken el sallayıp ağlıyor, sonrada bu kısıtlı ve basit hayatı yaşamaya devam ederek, bu gidenlerin ve gelenlerin arasındaki döngüde olmamızla ilgili ne bir panik, ne bir isyan, ne bir endişe yada karşı duruş, hiç yok....

Neden?

Ben söyleyeyim...

Bu soruları sormamak, sormadan yaşamak için, bu şartlandırılmaların içerisinde sürekli olarak bir döngü yaşamakla ilgili bir düşünsel alanlar etkisi içinde olup, bu düşünsel alanların içinde bu döngüde olan insanların bu soruları sormadığı, soramadığı gerçeklerini bildikleri ve üzerinizde uygulattıkları için... 

Bu dünyada olan insanların bu gibi bilgilerin cevaplarını merak etmesinin önü engellenmiştir ve onlar için bunları merak etmeden, kendilerinin değerlerini anlamadan, içlerindeki paha biçilemez değeri çözemeden uzun bir süre bu şekilde, bu alanın içinde kendisine bir amaç edinmesini sağlamak ve bu amaç, özellikle neden dünyada olduğu ve buraya nasıl geldiğini ortaya çıkaracak bilgileri içeren şekilde olmaması da sürekli düşünsel alanlar içinde olan insanlarında zihinlerinden engellenerek, onlara düşündükleri kendilerine ait sandırılıp, ilgisini çektiği düşüncenin peşinden gitmesi sağlanır ve yıldızların var olup olmadığından bile emin olmadığın yukarısı için sonsuz uzay ve biz mikrop kadarız ve çok çaresiz varlıklarız cevapları, içerisi içinde ben ruhsal enerjiyim ve beni bir yaratan var ve ölünce bu bedenden kurtulacağım, ben burada ıstıraplar çekerek gelişmek için varım şeklinde saçma sapan bir cevapla kandırılma halinde olunduk ve bu şimdi iki saçma bulduğum cevaplara bende zorunlu cahillik yaşadığımı düşünerek inandığımı belirtiyor ve hala bunlara inanlar varsa bu soruları sorarak inandıkları konular üzerinde düşünmelerini istiyorum....

 

Bu saçma inançlarla hayatımı şekillendirmiştim ancak sorularımın tatminkar cevapları bunlar değilmiş, bu konuda beni tatmin etmek içinde bu düşünsel alanlar içeriğini düzenlemiş ve bende belirli bir süre gerçek bu galiba, ölünce öğreniriz artık gibi abidik gubidik bir cevapla kendimi teselli bile ettiğimi hatırlıyorum... Boş vermişlik yaşatan etkiler, düşünsel alanlar ve oyunlar içinde olduğumuz bir yaşam alanı sisteminde şuan bunları konuşuyor olmak bile çok büyük bir başarı anlamına gelmektedir aslında bizler için, hepimiz için... Ya buradaki akıl, mantık, zeka, farkındalıklarım, görme, duyma ve bir çok duyusal özelliklerim, bu soruları sorabiliyorken ben cevapları bulamıyorsam, ki ben o zamanı kast ediyorum, ölümden sonra nasıl bulayım.... 

İşte bu araştırma isteğinin yok edilmesi çalışmasını bu dünya yaşam alanı sisteminin her yerini kaplamış olan düşünsel alanları, bu konuda kendisini ifşa etmelere kadar gelen varlıklar için özel ilgi ile yapmaktadır ve bende onlardan biri olmuştum... Bir çok başka çalışma, hepsi bu gerçekleri anlamakla ilgili merdiven oldu ve artık bu kadar çalışma, okuma, düşünme, yazma, tasarlama ve projeler üretme, nedenler peşinde koşma, zihinsel ve varlıksal alanlarımda sadece benim irademin sözünün geçeceği şekilde bir yapılanmanın sırrını bana açtı ve şimdi ben abidik gubidik cevaplar veremiyorum...

Hakikati çünkü görüyorum...

Bunlar bizden saklandı...

Kasıtlı olarak, çünkü bizden istedikleri şeyler var... Düşünsenize, şu da çok mantıksız değil mi? Diyelim ki böyle bir gezegen gerçekten var, o zaman burası bir yere, birine, bir alana aittir şeklinde bir mantığında olması lazım, yada gezegen kendisine ait bir oluşumla bu düzenini yaşatmaktadır. Peki bu kadar tüketici ve zarar verici olan insan hayatını neden üzerine tutmak, beslemek, yaşatmak için hiç bir istek, karşılık beklenmediği şekilde bir ortamda bulunuyoruz, kira yok, ödeme yok, bir şey bizden isteyen yok, ama çevremiz sonsuz karanlık ve bilinmezlik ile dolu ancak dünya, içerisinde bir çok yaşamsal faktörün bulunduğu ayrıcalıklarla insanlara hizmet etmektedir. Bizden istedikleri şeylerin olduğunu ve bunun bizim görmediğimiz yerlerde bulunduğunu bu tanımlamayla da görebilirsiniz... Birde üzerinde olumsuz eylemlerin yaşandığı bir dünya....

Ya o kadar bilimsel ekip ve çalışkan beyinler nasıl olurda yıllardır sevginin bu iki iki daha dört eden tanımını yapamazlar...

Tanım öyle kolay ki...

Ben de o kadar çalışmayı yaparken, en son tesir aracından sonra yapabildim sevginin tanımını ve bu düşünsel alanda en çok bilinmesi engellenen gerçeklerden biriydi ve bütün bilimcilerimiz, alimlerimiz, hep akılları bu gibi düşünsel alanlar ve onları kontrol edenler tarafından karıştırılmıştır, unutturulmuştur ve sonucunda duyularından bile haberinin olmaması, kendisini tanımadan var olmasına bir anlam getiremeyen insan modelinin ortaya çıkarılması sağlanmıştır ve bu kadar uzun zaman bu şekilde boş işlerle uğraşan varlıkların varlıksal alanları da yetersiz bilgi ve tecrübeler sonunda bizi buraya gönderenlerin istediği kıvama gelmiş olmaktadır.. Cahil ve olumsuzlukları benimseyen ve yaşatan insan....

Çocukluğun, yani en savunmasız geçen yılların ve yaşlılığın, yani yine savunmasız zihinsel alan şeklinde geçen dönemleriniz, bunu yapılandıranlar, bizleri buraya aslında çok özellikli ve kıymetli olan duyularımızın içerisindeki enerjetik güçler gibi güçleri pasif hale getirerek, bizim irademizi bu şekilde çaresiz hayatlar ve sonsuzluk içinde bilgisiz yaşamlar yaşatarak ve bu hayatlardaki anlamsız felsefeleri ile kendimizi küçülterek, hiç uyumayan varlıksal alanlarımızı, yemeğe ihtiyacı olmayan oluşumlarımızı, sorduğu sorulara cevap bulabilme gibi imkanları olan bilgilerimizi, kendilerinin kullanabileceği şekilde bir kıvama getirmeye çalışmaktadırlar...

 

Bu kıvam, kendi iradesinin kalmaması ve zihinsel olarak başkasının iradesine tabi olması sonrasında oluşur ve O varlık, artık obsede olur ve varlıksal alanları, geri zekalı, aptallık, parçalanmış duyusal alanlar, ve kendi başına ne yaptığını bilmeyen ve neden yaptığının farkında olmayan, haliyle yok edilen duyularının kendisine yaşamı anlatamadığı bir hal ile, bir varlık işte böyle yok olmaya kadar götürülmektedir...

Bunları yapanların evrenin şeytanları olan obsedörler olduğunu ve neden yaptıklarını anlatmıştım.

Sana neden peki bir şey yapamıyorlar, peki sende buradasın...

Sevginin varlığını tam olarak anlayabilirsen, böyle güçlü bir kavramın bir varlığın kendisinde gerçekten yaşatılıyor olması durumu öyle muazzam bir gücü ortaya çıkarmaktadır ki, ve bu güç kendisini öyle güzel bir şekilde açıklayarak algılanır ki, böyle iyilikle ilgili olan bir gücün bulunduğu zihne, varlığa, düşünceye yaklaşamaz olurlar ve onların en büyük tehlikesi insanlığın sevgiyi tam anlamı ile anlaması ve yaşaması sorunudur, çünkü tek çıkış yolu buradan budur ve sevgiyi varlıklarınızda uygulayıcı olarak yapılandırdığınızda, az önce bahsettiğim bütün sizi çürütme çabaları sona ermektedir ve sizler, yeniden toparlanarak onlara karşı durabilen ve kendi kendinizi sevgi sayesinde tedavi edebilen hale gelirsiniz... Şu zamana kadar dünya insanlığını obsede edememelerinin nedeni aslında her şeye rağmen sevgiyi ve iyiliği hedef alan yaşamlarımız olmuştur. Bu dünya yaşam alanı sistemi, bir çok, yüz binlerce aynı şekilde yaşam alanları sistemlerinin bulunduğu bu varoluş içinde bir çoğu obsede edilmişken, bizim bulunduğumuz dünya insanlık toplumu obsede edilmemiştir ve bu başarı hepimize aittir. Ve ödülümüz dokunulmazlık içinde yaşanacak bir sonsuzluk olacaktır.

Ben gerçeklerin ne olduğunu biliyor, düşünüyor, algılıyor, anlıyorsam ve yaşıyorsam onu yazmakla ilgiliyim.. Bu kadar açıklama ve felsefe, hakikati bildirmenin amacı dışında ortaya çıkarılamaz. 

Ben bir aydın sıfatı ile yıllardır toplum tarafından anıldım ve onlara yapmam gereken son vazifemin bu gerçekleri açıklamak olduğunu düşünüyorum.... Ve bu son dediğim vazife bu sistemin içinden sağ salim son varlığında çıktığını görene kadar da bitmeyecek... Benim sevgimin içeriğindeki erdemlerin uygulama bilgisinin yaptırım gücüdür bunları bana yaptıran ve zevkle olmasını sağlayan. 

Çünkü bunlar, ulaşabileceğim en gerçek hakikat ve görebildiğimde bir hakikat ve denemelerle testler de ettiğim ve şimdi de açıklayabildiğim bir hakikat olarak çalışmasını yapmaya devam etmekteyim...

Sonra bana bildin de, gördün de, anladın da nasıl anlatmazsın demeyin...:) Bu yazıda biraz sohbet amaçlı olsun istedim, hepinize rahatlık dolu içsel bir yapılanma diliyorum.

Konu hakkındaki detaylı bütün bilgilere '' Sevgiyi Tamamlayan İyi Bilgiler Erdemsel ve Duyusal Bilgiler Bütünlüğü '' isimli son çalışmalarımla ulaşabilirsiniz. Sevgiler...

Vil Solivyes